8 Eylül 2009 Salı

Yağmurdan gelen huzur.

Hani derler ya bardaktan boşalırcasına yağıyor yağmur.İşte bugün bu tabiri bizzat yaşadı İstanbul.Yinede havanın boğuculuğunu bastıramadı serin yağmur damlacıkları...

Dershaneden çıkmış durağa gidiyordum.Bi an durup düşündüm kendi dünyamın boşluğunu, heycansızlığını hatta cansızlığını.Ama yine herzaman ki gibi sadece düşünmekle yetindim.Bu boşluğu neyin doldurabileceği konusunda bi fikrim yok.Sanırım hiçbir zaman da olmayacak.

Herneyse otobüse bindim ve boş bulduğum bi yere oturdum.Otobüsün içi sıcak ve bunaltıcıydı.Yağmur dinmişti.Ama gökyüzünde yine de koyu renkli bulutlar vardı.İçimden dedim ki keşke yağmur yağsa, deli gibi yağmur yağsa.Otobüs hareket ettikten 5-10 dk sonra yağmur başladı.Sanki başka birşey istesem olacakmış gibi.Yolu yarıladıktan sonra yağmur hızlanmaya başladı.Düşündüm ki yağmurun yağmasını bu kadar çok istediysem onu otobüsün içinden seyretmekle yetinmeyeceğim.İndim otobüsten.Herkes yağmurdan kaçıp dükkanların veranlarında, apartman girişlerinden yağmurdan korunmaya çalışırken ben ıslanmayı tercih ettim.Yağmur damlalarının tek tek yüzüme çarpışlarıyla yavaş yavaş yürüdüm.Sanki bu yağmur damlacıkları içimdeki bütün kötülükleri temizlemiş gibiydi.Ruhum bu damlacıklarla yıkanmışta aklanmış gibi.Yağmur ve sonbahar insanları piskolojik olarak hüzündenldirir.Ama ben bugün mutluydum, çok mutluydum.Yağmurdu mutluluğum.Eylüldü...Gök gürüldüyor.İçimde sonbaharın verdiği bir huzur var.

Ama yeni aldığım şortumu hala giyemedğim için çok üzülüyorum.sadece birgün güneş açsın yeter.Bir kerecik giysem bari.OF

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder